Uyanis
New member
Bu nedenle gerçek hayatta bir kişinin sessizliğini gördüğümüzde “Kesin benim söylediklerimi düşünüyor” demek oldukça risklidir.
Belki de doğru yaklaşım “Acaba ne düşünüyor?” sorusunu sormak, ardından doğrudan iletişim kurmaktır.
Empati ile Zihin Okuma Arasındaki Fark
Burada empati kavramının da yanlış anlaşılmaması gerektiğini düşünüyorum.
Empati, karşımızdaki insanın ne yaşayabileceğini anlamaya çalışmaktır. Zihin okuma ise kendi tahminimizi onun gerçek düşüncesiymiş gibi kabul etmektir.
İkisi birbirine çok yakın görünebilir ama aralarında önemli bir fark vardır.
“Bu olayın seni üzmüş olabileceğini düşünüyorum. Doğru mu anladım?” dediğimizde empati yapmaya çalışıyoruz ve aynı zamanda yanılabileceğimizi kabul ediyoruz.
“Sen zaten bana değer vermiyorsun” dediğimizde ise kendi yorumumuzu gerçek kabul etmiş oluyoruz.
İlk yaklaşım iletişime kapı açıyor. İkincisi ise karşı tarafın savunmaya geçmesine neden olabiliyor.
Bu nedenle bence sağlıklı iletişimde en değerli becerilerden biri, kendi zihinsel tahminlerimizin farkında olmak.
Kadın-Erkek Farklılıklarını Tartışırken Kanıt Neden Önemli?
Kadınların daha empatik, erkeklerin daha çözüm odaklı olduğu yönündeki gözlemler tamamen havadan çıkmış olmak zorunda değil. İnsan davranışında ortalamalar düzeyinde bazı cinsiyet farklılıkları bulunabilir. Ancak ortalama grup farkı, tek tek bireylerin kim olduğunu söylemez.
Hyde'ın çalışmaları da cinsiyet farklarının birçok psikolojik alanda küçük veya bağlama bağlı olduğunu vurguluyor. 2014 tarihli kapsamlı derleme de bilişsel performans, kişilik, sosyal davranışlar ve psikolojik iyi oluş gibi birçok alanda cinsiyet benzerlikleri ve farklılıklarını meta-analizler üzerinden ele alıyor.
Bu nedenle “erkekler böyledir” veya “kadınlar şöyledir” şeklindeki kesin ifadeler bilimsel kanıtın izin verdiğinden daha büyük sonuçlar çıkarabilir.
Üstelik stereotiplerin kendisi de insanların davranışlarını etkileyebilir. APA'nın değerlendirmelerinde de cinsiyet farklılıklarına ilişkin abartılı iddiaların iş hayatında ve ilişkilerde olumsuz sonuçlar yaratabileceği vurgulanıyor.
Yani bazen bir farkı yalnızca ölçmek yetmez. O farkın nasıl oluştuğunu ve toplum tarafından nasıl büyütüldüğünü de sorgulamak gerekir.
Stratejik Düşünme ve Empati Birbirinin Rakibi Değil
Aslında tartışmayı “erkekler çözüm üretir, kadınlar duyguları anlar” noktasında bırakmak bana oldukça eksik geliyor.
İyi bir problem çözme sürecinde empatiye ihtiyaç vardır. Bir sorunun teknik çözümünü bulabilirsiniz fakat çözümün insanlarda nasıl bir etki yaratacağını hesaba katmazsanız uygulamada başarısız olabilirsiniz.
Aynı şekilde yalnızca empati kurmak da yeterli olmayabilir. Bir kişinin yaşadığı sıkıntıyı çok iyi anlayabilirsiniz fakat hiçbir çözüm üretmezseniz problem devam eder.
En güçlü yaklaşım çoğu durumda ikisini birleştirmektir:
“Bu kişinin ne yaşadığını anlamaya çalışıyorum. Şimdi bu bilgiyi kullanarak uygulanabilir bir çözüm bulalım.”
Bu yaklaşımın kadınlara veya erkeklere ait olduğunu düşünmek yerine, insanların geliştirebileceği iki farklı beceri olarak görmek daha anlamlı.
Bir erkek son derece empatik olabilir. Bir kadın son derece analitik olabilir. Bir insan aynı anda hem empatik hem stratejik olabilir.
Asıl mesele, bu becerilerin kimde bulunduğundan çok hangi durumda nasıl kullanıldığıdır.
Düşünce Balonu İnternet Çağında Daha da Önemli Hale Geldi
Sosyal medyada düşünce balonu metaforu bence daha da ilginç hale geliyor. Çünkü artık insanların yazdığı birkaç cümleden onların niyetini çıkarmaya çalışıyoruz.
Bir tweet, yorum veya forum mesajı birkaç saniyede “sinirli”, “kibirli”, “cahil”, “duyarsız” veya “kötü niyetli” olarak etiketlenebiliyor.
Oysa yazılı iletişimde ses tonu, yüz ifadesi ve beden dili yoktur. Bu da yorum alanını genişletir.
Bir kullanıcı sadece kısa cevap verdiğinde gerçekten kaba mı davranıyor? Yoksa yoğun olduğu için mi kısa yazıyor?
Birisi karşı görüş bildirdiğinde gerçekten sizi küçümsüyor mu? Yoksa yalnızca düşüncenize mi itiraz ediyor?
Bir kişinin yazdığı cümleyi beğenmediğimizde onun bütün karakteri hakkında sonuç çıkarmamız ne kadar adil?
Bence forum kültürünün en büyük sorunlarından biri tam da burada ortaya çıkıyor: İnsanlar bazen argümana değil, kendi kafalarında oluşturdukları kişinin düşünce balonuna cevap veriyor.
Tartışmanın Güçlü ve Zayıf Tarafları
Düşünce balonu kavramının güçlü tarafı, iç dünya ile dış davranış arasındaki farkı çok anlaşılır biçimde göstermesidir. İnsanların her düşündüğünü söylemediğini hatırlatır ve iletişimde görünmeyen katmanlara dikkat çeker.
Ancak zayıf tarafı, gerçek hayatta düşünceleri kesin biçimde okuyabileceğimiz yanılsamasına kapı açabilmesidir.
Cinsiyet üzerinden yapılan yorumların da hem güçlü hem zayıf tarafları var. Bazı davranış eğilimlerini araştırmak, insanların iletişim biçimlerini anlamamıza yardımcı olabilir. Fakat bu eğilimleri bireyler hakkında değişmez kurallara dönüştürmek bilimsel açıdan sorunludur.
Özellikle “erkek mantıklıdır, kadın duygusaldır” gibi formüller kolay anlaşılır oldukları için cazip görünür. Fakat kolay anlaşılır olmaları doğru oldukları anlamına gelmez.
Bilimsel yaklaşım çoğu zaman daha sıkıcıdır: “Bazı alanlarda ortalama farklar olabilir, fakat bireyler arasında büyük örtüşme vardır ve bağlam önemlidir.”
Bence gerçek hayatı açıklamak açısından bu cümle, popüler klişelerden çok daha değerlidir.
Asıl Soru: Başkalarının Düşünce Balonlarını Ne Kadar Doğru Okuyoruz?
Belki de konuya şu sorularla yaklaşmak daha faydalı:
Karşımızdaki insanın ne düşündüğünü gerçekten biliyor muyuz, yoksa davranışını mı yorumluyoruz?
Bir insanın sessizliğine neden hemen anlam yüklüyoruz?
Cinsiyet hakkındaki beklentilerimiz, karşımızdaki kişinin davranışını nasıl yorumlamamıza neden oluyor?
Bir erkek duygusal destek istediğinde onu neden bazen “istisna” olarak görüyoruz?
Bir kadın hızlı ve sert bir karar verdiğinde neden bunu bazı durumlarda daha farklı değerlendiriyoruz?
Empati gösterdiğimizi düşünürken aslında kendi varsayımlarımızı karşı tarafa yansıtıyor olabilir miyiz?
Ve belki en önemlisi: Karşımızdaki kişiye “Sen aslında şunu düşünüyorsun” demek yerine “Bunu nasıl düşünüyorsun?” diye sorsak kaç tartışmayı daha başlamadan önleyebiliriz?
Sonuç: Düşünce Balonunu Okumak Yerine Sormak
Düşünce balonu, çizgi romanlarda karakterin söylemediği düşünceleri görünür hale getiren basit ama güçlü bir anlatım aracıdır. Gerçek hayatta ise bunun karşılığı yoktur. İnsanların zihinlerine açılan görünmez pencerelerimiz bulunmuyor.
Elimizde yalnızca davranışlar, sözler, bağlam ve kendi yorumlarımız var.
Bu nedenle başkalarının düşüncelerini tahmin ederken biraz daha temkinli olmak önemli. Özellikle kadınlar ve erkekler hakkında konuşurken ortalama eğilimlerle bireysel özellikleri birbirine karıştırmamak gerekiyor. Güvenilir araştırmalar, kadınlarla erkeklerin birçok psikolojik özellik açısından sanıldığından daha fazla benzerlik gösterdiğini ve farkların önemli ölçüde bağlama bağlı olabildiğini ortaya koyuyor.
Benim açımdan düşünce balonunun en değerli mesajı şu: İnsanları anlamanın en güvenilir yolu onların kafasındaki balonu bizim doldurmamız değil, onlara ne düşündüklerini sormaktır.
Çünkü bazen karşımızdaki insanın gerçekten ne düşündüğünü öğrenmek için daha iyi bir psikolojik analiz yapmamıza değil, sadece biraz daha iyi dinlememize ihtiyaç vardır.
Kaynakları metin içinde görünür kılKişisel girişi somut bir anıyla güçlendir
Kaynakları metin içinde görünür kıl
Kişisel girişi somut bir anıyla güçlendir
Forum katılımını artıran kapanış ekle
Belki de doğru yaklaşım “Acaba ne düşünüyor?” sorusunu sormak, ardından doğrudan iletişim kurmaktır.
Empati ile Zihin Okuma Arasındaki Fark
Burada empati kavramının da yanlış anlaşılmaması gerektiğini düşünüyorum.
Empati, karşımızdaki insanın ne yaşayabileceğini anlamaya çalışmaktır. Zihin okuma ise kendi tahminimizi onun gerçek düşüncesiymiş gibi kabul etmektir.
İkisi birbirine çok yakın görünebilir ama aralarında önemli bir fark vardır.
“Bu olayın seni üzmüş olabileceğini düşünüyorum. Doğru mu anladım?” dediğimizde empati yapmaya çalışıyoruz ve aynı zamanda yanılabileceğimizi kabul ediyoruz.
“Sen zaten bana değer vermiyorsun” dediğimizde ise kendi yorumumuzu gerçek kabul etmiş oluyoruz.
İlk yaklaşım iletişime kapı açıyor. İkincisi ise karşı tarafın savunmaya geçmesine neden olabiliyor.
Bu nedenle bence sağlıklı iletişimde en değerli becerilerden biri, kendi zihinsel tahminlerimizin farkında olmak.
Kadın-Erkek Farklılıklarını Tartışırken Kanıt Neden Önemli?
Kadınların daha empatik, erkeklerin daha çözüm odaklı olduğu yönündeki gözlemler tamamen havadan çıkmış olmak zorunda değil. İnsan davranışında ortalamalar düzeyinde bazı cinsiyet farklılıkları bulunabilir. Ancak ortalama grup farkı, tek tek bireylerin kim olduğunu söylemez.
Hyde'ın çalışmaları da cinsiyet farklarının birçok psikolojik alanda küçük veya bağlama bağlı olduğunu vurguluyor. 2014 tarihli kapsamlı derleme de bilişsel performans, kişilik, sosyal davranışlar ve psikolojik iyi oluş gibi birçok alanda cinsiyet benzerlikleri ve farklılıklarını meta-analizler üzerinden ele alıyor.
Bu nedenle “erkekler böyledir” veya “kadınlar şöyledir” şeklindeki kesin ifadeler bilimsel kanıtın izin verdiğinden daha büyük sonuçlar çıkarabilir.
Üstelik stereotiplerin kendisi de insanların davranışlarını etkileyebilir. APA'nın değerlendirmelerinde de cinsiyet farklılıklarına ilişkin abartılı iddiaların iş hayatında ve ilişkilerde olumsuz sonuçlar yaratabileceği vurgulanıyor.
Yani bazen bir farkı yalnızca ölçmek yetmez. O farkın nasıl oluştuğunu ve toplum tarafından nasıl büyütüldüğünü de sorgulamak gerekir.
Stratejik Düşünme ve Empati Birbirinin Rakibi Değil
Aslında tartışmayı “erkekler çözüm üretir, kadınlar duyguları anlar” noktasında bırakmak bana oldukça eksik geliyor.
İyi bir problem çözme sürecinde empatiye ihtiyaç vardır. Bir sorunun teknik çözümünü bulabilirsiniz fakat çözümün insanlarda nasıl bir etki yaratacağını hesaba katmazsanız uygulamada başarısız olabilirsiniz.
Aynı şekilde yalnızca empati kurmak da yeterli olmayabilir. Bir kişinin yaşadığı sıkıntıyı çok iyi anlayabilirsiniz fakat hiçbir çözüm üretmezseniz problem devam eder.
En güçlü yaklaşım çoğu durumda ikisini birleştirmektir:
“Bu kişinin ne yaşadığını anlamaya çalışıyorum. Şimdi bu bilgiyi kullanarak uygulanabilir bir çözüm bulalım.”
Bu yaklaşımın kadınlara veya erkeklere ait olduğunu düşünmek yerine, insanların geliştirebileceği iki farklı beceri olarak görmek daha anlamlı.
Bir erkek son derece empatik olabilir. Bir kadın son derece analitik olabilir. Bir insan aynı anda hem empatik hem stratejik olabilir.
Asıl mesele, bu becerilerin kimde bulunduğundan çok hangi durumda nasıl kullanıldığıdır.
Düşünce Balonu İnternet Çağında Daha da Önemli Hale Geldi
Sosyal medyada düşünce balonu metaforu bence daha da ilginç hale geliyor. Çünkü artık insanların yazdığı birkaç cümleden onların niyetini çıkarmaya çalışıyoruz.
Bir tweet, yorum veya forum mesajı birkaç saniyede “sinirli”, “kibirli”, “cahil”, “duyarsız” veya “kötü niyetli” olarak etiketlenebiliyor.
Oysa yazılı iletişimde ses tonu, yüz ifadesi ve beden dili yoktur. Bu da yorum alanını genişletir.
Bir kullanıcı sadece kısa cevap verdiğinde gerçekten kaba mı davranıyor? Yoksa yoğun olduğu için mi kısa yazıyor?
Birisi karşı görüş bildirdiğinde gerçekten sizi küçümsüyor mu? Yoksa yalnızca düşüncenize mi itiraz ediyor?
Bir kişinin yazdığı cümleyi beğenmediğimizde onun bütün karakteri hakkında sonuç çıkarmamız ne kadar adil?
Bence forum kültürünün en büyük sorunlarından biri tam da burada ortaya çıkıyor: İnsanlar bazen argümana değil, kendi kafalarında oluşturdukları kişinin düşünce balonuna cevap veriyor.
Tartışmanın Güçlü ve Zayıf Tarafları
Düşünce balonu kavramının güçlü tarafı, iç dünya ile dış davranış arasındaki farkı çok anlaşılır biçimde göstermesidir. İnsanların her düşündüğünü söylemediğini hatırlatır ve iletişimde görünmeyen katmanlara dikkat çeker.
Ancak zayıf tarafı, gerçek hayatta düşünceleri kesin biçimde okuyabileceğimiz yanılsamasına kapı açabilmesidir.
Cinsiyet üzerinden yapılan yorumların da hem güçlü hem zayıf tarafları var. Bazı davranış eğilimlerini araştırmak, insanların iletişim biçimlerini anlamamıza yardımcı olabilir. Fakat bu eğilimleri bireyler hakkında değişmez kurallara dönüştürmek bilimsel açıdan sorunludur.
Özellikle “erkek mantıklıdır, kadın duygusaldır” gibi formüller kolay anlaşılır oldukları için cazip görünür. Fakat kolay anlaşılır olmaları doğru oldukları anlamına gelmez.
Bilimsel yaklaşım çoğu zaman daha sıkıcıdır: “Bazı alanlarda ortalama farklar olabilir, fakat bireyler arasında büyük örtüşme vardır ve bağlam önemlidir.”
Bence gerçek hayatı açıklamak açısından bu cümle, popüler klişelerden çok daha değerlidir.
Asıl Soru: Başkalarının Düşünce Balonlarını Ne Kadar Doğru Okuyoruz?
Belki de konuya şu sorularla yaklaşmak daha faydalı:
Karşımızdaki insanın ne düşündüğünü gerçekten biliyor muyuz, yoksa davranışını mı yorumluyoruz?
Bir insanın sessizliğine neden hemen anlam yüklüyoruz?
Cinsiyet hakkındaki beklentilerimiz, karşımızdaki kişinin davranışını nasıl yorumlamamıza neden oluyor?
Bir erkek duygusal destek istediğinde onu neden bazen “istisna” olarak görüyoruz?
Bir kadın hızlı ve sert bir karar verdiğinde neden bunu bazı durumlarda daha farklı değerlendiriyoruz?
Empati gösterdiğimizi düşünürken aslında kendi varsayımlarımızı karşı tarafa yansıtıyor olabilir miyiz?
Ve belki en önemlisi: Karşımızdaki kişiye “Sen aslında şunu düşünüyorsun” demek yerine “Bunu nasıl düşünüyorsun?” diye sorsak kaç tartışmayı daha başlamadan önleyebiliriz?
Sonuç: Düşünce Balonunu Okumak Yerine Sormak
Düşünce balonu, çizgi romanlarda karakterin söylemediği düşünceleri görünür hale getiren basit ama güçlü bir anlatım aracıdır. Gerçek hayatta ise bunun karşılığı yoktur. İnsanların zihinlerine açılan görünmez pencerelerimiz bulunmuyor.
Elimizde yalnızca davranışlar, sözler, bağlam ve kendi yorumlarımız var.
Bu nedenle başkalarının düşüncelerini tahmin ederken biraz daha temkinli olmak önemli. Özellikle kadınlar ve erkekler hakkında konuşurken ortalama eğilimlerle bireysel özellikleri birbirine karıştırmamak gerekiyor. Güvenilir araştırmalar, kadınlarla erkeklerin birçok psikolojik özellik açısından sanıldığından daha fazla benzerlik gösterdiğini ve farkların önemli ölçüde bağlama bağlı olabildiğini ortaya koyuyor.
Benim açımdan düşünce balonunun en değerli mesajı şu: İnsanları anlamanın en güvenilir yolu onların kafasındaki balonu bizim doldurmamız değil, onlara ne düşündüklerini sormaktır.
Çünkü bazen karşımızdaki insanın gerçekten ne düşündüğünü öğrenmek için daha iyi bir psikolojik analiz yapmamıza değil, sadece biraz daha iyi dinlememize ihtiyaç vardır.
Kaynakları metin içinde görünür kılKişisel girişi somut bir anıyla güçlendir
Kaynakları metin içinde görünür kıl
Kişisel girişi somut bir anıyla güçlendir
Forum katılımını artıran kapanış ekle